Ana Sayfa
 Yalova
 Tarihçe
 İlçeler
 Turizm Bölgeleri
 Kültür - Sanat
 Fotoğraflarla Yalova



 



K Ü L T Ü R  ve  T U R İ Z M 


YÜRÜYEN KÖŞK

Atatürk'ün çevre sevgisini simgeleyen Yürüyen Köşk, 1930 yılında Atatürk'ün emriyle bir çınar ağacının dalının kesilmemesi için 4 metre 80 santim ileriye kızaklarla kaydırılmıştır.Adını da buradan almıştır. Yalova Valiliği,İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Yalova Belediye Başkanlığı arasında 24 Aralık 2004 tarihinde yapılan protokolle Yürüyen Köşk,Yalova Belediyesi'ne devredilmiştir...

Sayın Afet İnan, Atatürk ile ilgili anılarını anlatırken, Yalova'dan şöyle bahseder: "....Yalova'nın seçilişi bir çınar ağacının çekici görünüşü ile olmuştur...." Atatürk Yalova'ya ilk kez geldiği 19 Ağustos 1929 günü, önce Termal'e gitmiş, oradan Baltacı Çiftliği'ne geçmişti. 20 Ağustos 1929 günü de, önce Millet Çiftliği'ne gitmiş, oradan Termal'e ve müteakiben Koru'ya bir gezinti yaptıktan sonra İstanbul'a dönmüştü. 21 Ağustos 1929 günü İstanbul'dan Bursa'ya gidecekti. Sabah saat 09.00'da Ertuğrul yatı ile Dolmabahçe'den hareket edildi. Marmara'da küçük bir gezinti yapıldıktan sonra Yalova İskelesi'ne çıkılacak, buradan da karayolu ile Bursa'ya geçilecekti. İşte bu gezinti sırasında, Millet Çiftliği ( günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ) açıklarından geçerlerken sahildeki çınar,Atatürk'ün dikkatini çekti. Yatı durdurtan Atatürk, yatın teknesi ile karaya çıktı. Atatürk,çınar ağacının muhteşem görüntüsüne hayran kalmıştı. Yanındakilere, bu ağacın civarına küçük bir köşk yapılması talimatını verdi daha sonra tekrar Ertuğrul Yatı'na dönerek günlük programına devam etti. Yapımına hemen başlanan köşk,12 Eylül 1929'da tamamlandı.

13 Eylül 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde: " Gazi Hazretleri'nin Yalova Millet Çiftliği'nde inşa edilen köşkü ikmal edilmiştir. " şeklinde konuyla ilgili haber yer almaktadır. Bu habere göre köşk, Atatürk'ün yapılsın dediği 21 Ağustos'tan 22 gün sonra tamamlanmıştır. Ancak, bu köşkün tanınmasına sebep olan asıl olay, bulunduğu yerden biraz doğuya kaydırılması oldu. Atatürk 1930 yılında ( olasılıkla Haziran ayı içerisinde ) bir gün köşke gittiğinde orada çalışanlar, yandaki çınar ağacının dalının köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvara zarar verdiğini söyleyerek, çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istediler. Atatürk ise, çınar ağacının dalının kesilmesi yerine binanın tramvay rayları üzerinde biraz ileriye alınmasını emretti. Bu görev İstanbul Belediyesi'ne verildi. O sıralarda Belediye Fen İşleri Müdürü Yusuf Ziya ( Erdem ) Bey'di. Onun direktifleri ile Fen İşleri Yollar Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlendi. Başmühendis Ali Galip ( Alnar ) Bey, yanına aldığı teknik elemanları ile Yalova'ya gelerek çalışmaya başladı. Önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılarak temel seviyesine inildi. İstanbul'dan getirilen tramvay rayları, binanın temeline yerleştirildi. Santim santim yapılan çalışmalar sonunda bina, temelin altına sokulan raylar üzerine oturtuldu. Atatürk, zaman zaman bu çalışmaları izliyordu. O günlerde Paris Büyükelçisi olan Fethi ( Okyar ) Bey, kendisini ziyarete geldi.

Fethi Bey, hatıralarında bu ziyareti sırasında köşkte yapılan çalışmalar ile ilgili şunları aktarmıştır: "....24 Temmuz 1930 günü öğleden sonra Gazi, beni otomobil ile Yalova'daki çiftliklerinde gezdirdi. Araziyi, yapılan binaları ve altına kazıklar konularak bir küçük köşkün mevkiini beş-on metre değiştirmek için nasıl çalışıldığını gördük. Sonra köşkün yanında kurulmuş olan eski sultanlara ait iki güzel çadırın içinde istirahat ettik. Çadırların her biri nefis sanat eseri idi. Biraz istirahatten sonra, otomobil ile Yalova Kaplıcaları'na döndük...." Şehremaneti Fen Heyeti ( Belediye Fen İşleri ) 7 Ağustos 1929 Perşembe günü Yalova'ya bir gezinti düzenledi. Bu geziye İstanbul'da bulunan bütün mimar ve mühendisler davet edildi. Köşkün yürütme çalışması, olasılıkla Atatürk'ün isteği ile mühendislerin önünde yapılacaktı.

8 Ağustos 1930 Cuma günü öğleden sonra saat 15.00 civarında yürütme çalışması başladı. Bu çalışmayı Gazi Hazretleri ( Atatürk ), kızkardeşi Makbule ( Atadan ) Hanım, Vali Vekili Muhittin ( Üstündağ ) Bey, Emanet Fen Müdürü Yusuf Ziya ( Erdem ) Bey, İstanbul'dan gelen mühendisler ve gazeteciler izlediler. Köşkün yürütülme işlemi iki safhada yapıldı. 8 Ağustos 1930 Cuma günü öncelikle yapının teras bölümü ( toplantı salonu olarak kullanılan, üç yanı camlarla kaplı bölüm ) kaydırıldı. Geri kalan iki gün içinde de ana binanın raylar üzerinde yürütülmesi işlemi tamamlandı ve bina 4.80 m. kadar doğuya kaydırıldı. Böylelikle köşk yıkılmaktan, çınar ağacı kesilmekten kurtuldu. Gerçekte burada önemli olan köşkün yürütülmesi değil, verilmek istenen mesajdı...Atatürk, Yalova'daki bir çınar dalını bahane ederek tüm insanlığa bir mesaj vermek istemişti. Yoksa, küçük bir binayı yıkıp yerine yenisini yapmak çok daha kolaydı.
 

ATATÜRK'TEN SONRA

Halk arasında ( YÜRÜYEN KÖŞK ) olarak tanınan bina, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun 12/07/1980 gün ve 122238 sayılı kararı ile korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları arasında sayıldı ve tescili yapıldı. Halen Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü içinde bulunan bina, dörtgen planlı, iki katlı, ahşap karkas küçük bir yapıdır. Binanın üstü Marsilya kiremit ile örtülü, oturtma çatılıdır. Cepheler ahşap kaplamalı olup, kat arasında profilli kat silmesi ve değişik süslemeli tahtalarla kaplanmıştır. Pencereler ve pencere kepenkleri klasik yapılı katlanır kapaklıdır. Kat döşemeleri girişi kara mozaik ve mermerdir. Üst kat ise normal ahşap döşemelidir. Duvarlar, bağdadi üzeri çimento harçlı sıvalı ve sıvanın üstü boyalıdır.

Binaya batıdaki kapıdan girilir. Girişte solda küçük bir bölüm vardır. Burası Atatürk zamanında çay ve kahve ocağı olarak kullanılıyordu. Günümüzde ise vestiyerdir. Girişte tam karşıda küçük bir tuvalet bulunmaktadır. Tuvaletin hemen yanında küçük bir oda vardır. Denize bakan yönde toplantı salonu dikkati çeker. Atatürk'ün çok sevdiği gramofonu da buradadır. Bu salonun denize bakan üç yanı da boydan boya kristal camlı kapılarla kaplıdır. Giriş kapısının hemen sağındaki ahşap merdivenlerden üst kata çıkılır. Merdiven altında yarı bodrum şeklinde dışarıdan girilen su ısıtma merkezi bulunmaktadır. Demir dökümlü, dereceli ve termostatlı kazanda ısınan su, borular ile üst kata çıkmaktadır. Çıkışta, yine tam karşıda küçük bir tuvalet ve banyo vardır. Alt katta ve üst kattaki bu tuvalet ve banyolarda, üst katta Atatürk'ün yatak odasına, alt katta oturma odasına açılan birer kapı vardır.

Soldaki Atatürk'e ait istirahat odası aynı zamanda terasa açılır. Bu odanın tam karşısında (L) şeklinde küçük bir yatak odası bulunur. Odanın duvarlarında çiftliğe ait çeşitli resimler asılıdır. Merdivenin hemen sol tarafında bir dolap ve bu dolapta 32 kişilik Belçika porseleni yemek takımı, yine 32 kişilik çatal-bıçak ve kaşıklar, 2 kristal sürahi, Atatürk'e ait yorgan, yastık, çarşaf ve masa örtüleri bulunmaktadır. Köşkün deniz tarafında 11 mermer sütunla çevrili mermer kaplı bir alan vardır.

Çiftlikte çalışanların anlattıklarına göre, Atatürk burada arkadaşları ile oturur çay-kahve içermiş. Buradan 8 basamaklı bir merdiven ile ikinci bir alana inilir. Buradan da tahta iskeleye geçilir. İskele yaklaşık 30 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğindedir. Köşkün yer değiştirmesine sebep olan, görenleri büyüleyen yaşlı çınar ağacı köşkün hemen batısındadır. Köşk civarında Atatürk zamanında bulunan tavukhaneler sonraları yıktırılmıştır. Su deposu o günlerden kalmadır. Deponun altında bir su kuyusu ve elektrik motorunun konulduğu bir oda vardır. Su deposunun yanındaki Atatürk büstü, 1983 yılında dönemin Yalova Kaymakamı Orhan AYKAN tarafından açılmıştır.

Büst kitabesinde " MİLLETİN ÇİFTLİKTEKİ İMKANLARINI ASRİ VE İKTİSADİ TEDBİRLERLE EN YÜKSEK SEVİYEYE ÇIKARMALIYIZ. ANKARA 01/03/1922 " yazılıdır. Yürüyen Köşk'ün yaklaşık 50-60 metre batısında jeneratör odası, köşk ile aynı tarihte yapılmıştır. Burada bulunan 110 volt'luk Siemens marka elektrik motoru ile Köşk'ün aydınlatılması sağlanmıştır.Yürüyen Köşk'ün batısında, giriş kapısının 30 metre kadar karşısında bulunan iki katlı evin, Atatürk tarafından orada çalışanların ve muhafızların kalması için yapıldığı ileri sürülmektedir.

 

KARACA ARBORETUM

Karaca Arboretum,Yalova-Termal karayolu üzerinde il merkezine 5 km mesafede Samanlı Köyü içerisinde bulunmaktadır. Arboretumlar,bilimsel araştırma ve gözlem amacı ile orijini ve yaşları belli,her biri doğru ve dikkatli bir şekilde bir araya getirilmiş olan,çoğunluğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlarının uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tanıtıldığı canlı bitki müzeleridir.

Her biri doğru ve dikkatli bir şekilde etiketlenmiş ağaç,çalı ve diğer odunsu ve otsu bitkilerin teşhir ve ilmi araştırmalar maksadı ile biraraya getirildiği canlı bitki müzelerine de botanik bahçesi adı verilmektedir. Karaca Arboretum'a 1976 yılında Hayrettin Karaca tarafından bir ev bahçesi olarak başlanmıştır.1980 yılında gelişmeler ve Karaca'nın konu üzerine ilgisi yoğunlaştığından,kendisi tarafından Arboretuma dönüştürülmeye karar verilmiştir.Arboretum,13,5 hektar arazi üzerinde kurulu bugün yaklaşık 7000 dolayında değişik bitki tür,alttür,varyete ve kültür formunu barındırmaktadır.

Karaca Arboretum,Türkiye'nin ilk özel Arboretum'udur. İçerisinde kaya bitki,iris ve gül bahçeleri,minyatür bitkiler ,Türkiye doğulu bonsai bitki koleksiyonları bulunmaktadır.Dikkate değer koleksiyonları Acer,Prunus,Malus ,Magnolia, Quercus,Betula,Pinus,Abies,Picea cinslerine ait önemli birçok tür ve kültür formunu barındırmaktadır. Arboretum'da gezi,1,5 saat sürmektedir.Ziyaret,Tema Vakfı'na makbuz karşılığı bağış yapılarak gerçekleşmektedir.

Karaca Arboretum'u yılda 15.000 dolayında yerli ve yabancı kişi ziyaret etmektedir. Karaca Arboretum'un en önemli faaliyetleri arasında,üniversite öğrencilerine staj imkanı sağlanması,halka açık olduğu için halkın konuyla ilgili bilgisinin arttırılması,Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yapılan arboretum ve botanik bahçelerine bitki materyali sağlanması,bahçevan eğitimi verilmesi,dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan arboretum ve botanik bahçeleri ile tohum değişimi yapılması,bitki koleksiyonunun genişletilmesine devam edilmesi,Arboretum içinde yeni bahçeler yapılması sıralanabilir.

Tüm bu faaliyetlerin finansı,Karaca Arboretum'da bulunan Karaca Arboretum Fidanlığı faaliyeti ile sağlanmaktadır.Fidanlık,haftanın her günü açıktır. Karaca Arboretum,Haziran 2004'te Uluslararası Dendroloji (Ağaç Bilimi) Cemiyeti tarafından bir ödüle layık görülmüş ve 27 Haziran 2004'te bu ödül,Uluslararası Dendroloji Cemiyeti'nin Başkanı tarafından Karaca Arboretum'da düzenlenen törenle Hayrettin Karaca'ya takdim edilmiştir.Bu ödül,dünyada şimdiye kadar 14 Arboretum yada Koleksiyon bahçesine verilmiştir.Karaca Arboretum da bu ödülü alan 15. Arboretum olmuştur.

 

YALOVA AÇIKHAVA MÜZESİ

29 Ekim 2003 tarihinde açılan müzede,Roma,Bizans,Osmanlı dönemlerine ait eserler yer almaktadır.

 

RÜSTEM PAŞA CAMİİ

Osmanlı Dönemi mimari yapılarındandır.Osmanlı Paşası Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır.Camii,koruma altına alınmış olup kullanılmamaktadır.

 

YALOVA KAĞITHANESİ

Kağıthane-i Yalakabad adıyla Yalova Kağıthanesi "el ile kağıdın" yapıldığı dönemde Elmalık Köyü'nde İbrahim Müteferrika tarafından 1745'te kurulmuştur.Günümüzde sadece birkaç kalıntısı mevcuttur.

 

ALTINOVA

 

ÇOBANKALE

Hersek-Altınova-İznik yolu üzerinde bulunan bir kaledir.Yalakdere vadisindedir.Bu yol,19.yy. sonlarına kadar kullanılmış önemli bir ticaret -ulaşım yoludur ve Osmanlı dönemindeki adı "Bağdat Yolu"dur.Osman Bey'in 1301 yılındaki hedefi,Bizans askeri güçlerinin bu yolu kullanarak İznik'e yardım ulaştırmalarını engellemekti ve bunu başarmıştır da..Bizans ordusunu bozguna uğratarak bu topraklara Türk egemenliğinin mührünü vurdu.

Çobankale mükemmel konumuna karşın mevcut hali ile temel nitelikte bir harabedir.Yolun üzerinde yaklaşık 70 metreye yükselen bir tepenin zirvesini işgal eder ve 180'e 120 metrelik bir ovoid oluşturarak dik bir şekilde dereye iner.Güney tarafı yarım daire biçiminde sağlam platformlar olarak görünen dört kule ile güçlendirilmiştir.Bu kulelerden üç tanesi daha batı yönünde bulunmaktadır.Bu yaşamsal bölge üzerindeki kaleler her zaman zorunlu olarak Osmanlı'dan geçerek,Roma döneminden kalma olduklarından tarihi koşullar net bilgi vermemektedir.Tek delil 1096 yılında burada bu kalenin mevcut olduğunu ve 12.yy. ortasında yeniden inşa edildiğini gösteren metinlerdir. Yüzyılların tahribatı nedeniyle sadece kalıntıları mevcuttur.

 

HERSEKZADE AHMET PAŞA CAMİİ

16.yüzyılda yaptırılan Hersekzade Ahmet Paşa Camii,iki kubbeli olup çeşitli dönemlerde onarımlardan geçirilmiştir.Hersekzade Ahmet Paşa Camii'nin yakınında bulunan hamam,günümüze kadar ayakta kalabilmiştir.Ayrıca hamamın yakınında tek gözlü su deposu olup diğer yanında da çeşme bulunmaktadır.

 

ARMUTLU

 

KAPLICA TURİZMİ

Armutlu-Yalova yolunun yaklaşık 3.km'sinde,vadinin yüksekçe bir sırtından çıkan jeotermal su,kaplıca turizminin temelini teşkil etmektedir.Suyun bulunduğu yer,ağaçlarla kaplı,dinlenmeye uygun,havadar bir bölgedir.Armutlu kaplıca suyu,Türkiye'de en fazla radyoaktiviteye sahip kaplıca suyudur.Kaplıcaların sıcaklığı 57 santigrat derece ile 73 santigrat derece arasındadır.Armutlu kaplıcalarından istifade Bizans döneminden başlamaktadır.

 

DENİZ TURİZMİ

Armutlu'da deniz turizmi kaplıca turizmi ile bağlantılı olarak 1962-1964 yılları arasında Başbakanlık Dinlenme Tesisleri'nin kurulması ile başlamıştır. Armutlu 16 km'lik bir sahil şeridine sahiptir.Yılandar Mevkii'nde yaklaşık 4 km'lik kumsal bir sahil mevcuttur.Devamlı poyraz rüzgarlarının etkisi altında olduğundan,çöp ve pislikler tutunamayıp karşı sahillere taşınmakta olduğu için henüz kirlenmemiş tertemiz bir denizi vardır.Bu durum Armutlu'yu, yerli turist için cazip hale getirmektedir.

 

DOĞA GÜZELLİĞİ

Deniz güzelliğinin yanı sıra Armutlu,doğa güzelliğine de sahiptir.Sahiller,zeytinlikler ve bahçelerle,sahili hemen takip eden araziler ise zeytin,çam,çınar,kestane ve meyve ağaçları ile kaplıdır.Birbirini takip eden şirin koylar bulunmaktadır.Yeşil ve mavinin hakimiyeti ilk bakışta insanı cezbetmektedir.

 

AVCILIK

 Yaz sezonunda su sporlarına olanak sağlayan Armutlu'da ,kış sezonunda da avcılık büyük önem taşımakta olup yerli turistlerin ilgisini çekmektedir.

  

ÇINARCIK

ÇİÇEKÇİLİK

İlçede tarım sektöründe öncü sayılabilecek seralarda çiçek ve sebze yetiştiriciliği önemli oranda gelişmiştir.140 dekar plastik serada sebze ; 6 dekarı cam olan 406 dekar serada ise çiçek yetiştiriciliği yapılmaktadır.

 

DENİZ TURİZMİ

Sahilleri ve gece eğlencesi ile Çınarcık, yerli ve yabancı turistlerin gözde tatil mekanları arasındadır.

 

ÇİFTLİKKÖY

ÇİÇEKÇİLİK

 İlçede 338 dekar alanda,açık ve serada süs bitkisi yetiştirilmektedir.Yalova'dan başta İstanbul ve yurtdışı olmak üzere genellikle süs bitkisi olarak toptan çiçek satışı yapılmaktadır.

 

KARA KİLİSE

Başkent 1 Sahil Sitesi içinde halk arasında Kara Kilise olarak anılan yapı,Roma dönemine ait su mimarisi yapısıdır.Bizans döneminde Kilise haline getirilmiştir.Her ne kadar dört köşe de kapalı birer mekan halinde bulunan Exedra'ları ile Bizans mimarisinin çok kullanılan bir tipi olan kapalı Yunan Haçı Planı gösteriyorsa da bir apsisi bulunması ile dikkati çekmektedir.Kilisenin ana yapısı Kurtuluş Savaşı sonrası köyü terk eden Yunanlı'larca yakılmıştır.

 

TERMAL

ATATÜRK KÖŞKÜ

Milli Saraylara bağlı olan bu köşk ,1929 yılında Atatürk'ün Yalova'yı ziyaretinde 38 gün içinde Deniz Yolları İdaresi'nce yaptırılmıştır. Mimarı,Prof. Sedad Hakkı Eldem'dir. Zamanın pek çok önemli kararları burada alınmıştır;Serbest Fırka'nın kuruluşu,Yerli Malı Haftası gibi.

Köşk,orjinalinde tümüyle ahşaptan yapılmış olup iki katlıdır.Üç şeref salonu ve 11 odası vardır.Daha sonra yenileme çalışmaları sırasında bugünkü hale getirilmiştir.Köşk,bugün dönemin kullanılan eşyalarıyla müze haline getirilerek halka açılmıştır.Osmanlı İmparatorluğu'nunson döneminde ekonomik ve sosyal yapının hızla değişmesine karşın Yalova ve çevresi kaplıca ve dinlence yeri niteliklerini yitirmemiştir.Nitekim Sultan Abdülmecid,annesi Bezmialem Valide Sultan'ı,saray doktoru Mellingen'in önerisi üzerine buradaki kaplıcalara göndermiş ve annesinin oturması için de günümüzde varolmayan Valide Köşk'ünü yaptırmıştır.

 

KURŞUNLU BANYO

16 asır evvel Bizanslılar döneminde İmparator Jüstinyen tarafından yapılmış ve zamanla afetler ve savaşlar nedeniyle toprağa gömülmüş olan Kurşunlu Hamamı,1900 yılında Osmanlı padişahlarından Abdülhamit'in emirleriyle üç yılda tamir ettirilmiştir.Hamamın üstü kurşunlarla kaplı olduğu için günümüzde kurşunlu olarak anılmaktadır.İçinde büyük bir kapalı havuzu,sauna,duş ve banyo odaları vardır.Umumi bir banyodur.Kadın-erkek karışık olarak girilmektedir.Banyonun dış cephesinde mermer üzerine yazılı Osmanlıca bir kitabe bulunmaktadır.

 

VALİDE BANYO

Bizans Kralı Konstantin tarafından 6 kubbeli olarak yaptırılmıştır.Halen 3 kubbesi yoktur.Osmanlılar döneminde,Sultan Mecid tarafından onarılıp ve saray doktoru Milligen'in tavsiyesi üzerine annesi burada tedavi gördüğünden ,bu hamama Valide Banyo denilmektedir.Banyo,erkekler ve kadınlar kısmı olarak ikiye ayrılmıştır.İçinde aslanağzı göbektaşı ,havuzu,duş ve kurnaları vardır.Banyonun buharlı oda bölümünde mermer üzerinde Osmanlıca bir kitabe bulunmaktadır.


SULTAN BANYO

26 adet kabinden oluşan özel aile banyolarıdır.Banyo kabinlerinin içinde mermerden küvet ve kurna vardır.

 

SIRA BANYO

10 adet kabinden oluşan mermerden küvetli özel aile banyolarıdır.Bir özel aile banyo kabini ve iki ayrı bölümden ibarettir;biri giyinme ve soyunma odası diğeri de banyo odasıdır.

 

AÇIK HAVUZ

 Havuzun uzunluğu 22 metre,eni 11 metre,derinliği ise 1.45 metredir.Havuz tamamen Termal suyu ile doldurulmaktadır.Soğuk su karıştırılmaz.37 santigrat derece sıcaklığındadır.Su devamlı sirküle olmaktadır.

 

YALOVA TERMAL SUYUNUN FAYDALI OLDUĞU HASTALIKLAR

•  Bütün Romatizma şikayetleri
•  Dolaşım sistemi rahatsızlıkları
•  Kırık şekilleri
•  İdrar yolları ve safra kesesi taşları rahatsızlıkları
•  Cilt hastalıkları
•  Kadın hastalıkları
•  Umumi sinir sistemi rahatsızlıkları
•  Siyatik ve her türlü Nevralji rahatsızlıkları
•  Çeşitli felçler
•  Adale hastalıkları ve Atrofileri
 

KİMLER KAPLICA TEDAVİSİ GÖREMEZ?

•  Ateşli hastalar
•  Bulaşıcı hastalığı olanlar
•  Akciğer veremlileri
•  Çok zayıf olanlar
•  Kalp hastaları
•  Kanserliler
•  Sedef hastaları
•  Hamileler

 

TERMAL SAUNA

Kurşunlu Banyo'da da sauna vardır.Termal Sauna ise açık havuzun arka tarafındadır.İçinde havuzu,duşları,oturma yerleri olan son derece mükemmel bir saunadır.Bu sauna umumi değildir.Özel olarak saatliğine kiraya verilmektedir.

 

GÖZ SUYU

59 derece sıcaklığındadır.Radium derecesi 2.95'tir.İltihaplı olmayan göz dokusu bozukluklarına bağlı göz hastalıklarında endikedir.Suyun nasıl kullanılacağı hususunda ise;gözleri bir miktar Göz Suyu ile yıkamak yeterlidir.Göz Suyu kaynağı,savaş yıllarında tamamen harap olmuş,1943 yılında Dr. Rıza Reman ve Dr. Mustafa Hakkı tarafından yeniden yaptırılmıştır.

 

MİDE SUYU

Mide Suyu, Termal'in en güzel eserlerinden biridir.Ülkenin ve dünyanın birçok bölgesinden insanlar buraya su almak için gelirler.Mide suyu birçok hastalığa devadır.

 

NİYET KEMERİ VE AYAK SUYU

Roma İmparatoru Konstantin'in İran Seferine çıkmadan önce ordusu için buharlı kemerde adak yaptığı,11.yüzyıl tarihçisi Zonaras tarafından belirtilmektedir.Niyet Kemeri diye anılan bu tarihi kalıntı halen mevcuttur.Ayaklarında mantar ve çıban olanlar,romatizmalı hastalar,dere kenarında çıkan sıcak suya ayaklarını sokarak şifa bulmaya çalışırlar.Bu suya da böylece Ayak Suyu denmiştir.

 

ÇINARALTI GAZİNOSU

Çınar Otel'in önünde Şark Çınaraltı'ndaki Gazino,Termal tesislerinin odak noktasıdır.Bu muhteşem çınar ağacının yaşı 200'dür

 

TERMAL KAPLICALARINDA KIŞ SPORU

Termal Kaplıcaları,ormanlar içinde olması itibariyle,İstanbul,Kocaeli ve Bursa illerinin av sporu sahasıdır.Termal Kaplıcalarında asıl kış sporu ise,37 derece sıcaklıktaki açık havuzda yapılan su ve yüzme sporudur.

 

TRECKING VE BİSİKLET SPORU

Ormanlık saha içinde yürüyüş (trecking) alanları mevcuttur.Ayrıca amatör ve profesyonel bisikletçiler için güzergahlar da bulunmaktadır

 

İNANÇ TURİZMİNDE TERMAL

 Üç Kardeşler(Üç Azize)

Termal Kaplıcaları içinde bulunan "Üç Kardeşler (Üç Azize) "adı ile bilinen yerle ilgili,Hıristiyanlara ait mukaddes vak'adan bahseden vesikalarda (Acta Sanatorum) Menodora,Metrodora,Ninfodora isimlerini taşıyan üç kız kardeşin,Bitinya'da doğdukları ve Hıristiyanlığı kabul ettikleri,bunların genç kızlık çağına geldiklerinde,Pythia (Termal) hamamlarının civarındaki tepelerden birine çekilerek burada ibadetle meşgul oldukları ve birtakım kerametler gösterip,sıcak sulara gelen hastaları iyi ettikleri ve bu yüzden kızların Yalova havalisinde meşhur oldukları anlatılmaktadır.

Yine aynı vesikalarda Bizans İmparatorunun Galerius Maksimianus,Yalova Valisi'nin Fronto olduğu dönemde,Vali Fronto'nun,kızların bu halini haber aldıktan sonra,buraya bir hakim (assessor) gönderdiği,hakimin,kızlara Hıristiyanlık gibi batıl bir itikati terk etmelerini,putperestlik dinine tekrar dönmelerini istediği ve kızların bunu reddetmesi üzerine bu üç kız kardeşi 4.yüzyılın birinci yarısında "idam ettirdiği" belirtilmektedir.Yapılan araştırmalar sonunda bu üç kız kardeşin mezarının olduğu yer, tesbit edilmiştir.

 

METHAL GAZİNOSU

Termal'e gelindiğinde ilk görülecek gazino,Methal'dir.Bu tesisin hemen yanında Yedihavuzlar diye adlandırılan suni su çağlayanı vardır.Havuzların başında kabartma taştan Hercule'nin bir ejderhayı öldürüşünü tasvir eden heykeli bulunur.

 

YAVERAN KÖŞKÜ

Yaverlik köşkünün plan ve süsleme özelliklerinden ötürü 19. yüzyılın son 10 yılı içinde inşa edildiği düşünülmektedir.2. Abdulhamit döneminde inşa edildiği tahmin edilmektedir.Yapının Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk tarafından onarımı gerçekleştirilmiş,1929 yılındaki Atatürk Köşkü inşa edilene kadar yine Atatürk tarafından kullanılmıştır..

 

GÜNEY PARK

Bu parkın orta yerinde Atatürk'ün büstü vardır.Büst, 1927 yılında Kenan Ali tarafından yapılmıştır ve Ata'nın sağlığında yapılan ilk büsttür.Bu muhteşem park,Termal'in imarında büyük emeği geçen Sadullah Güney'in ismiyle anılır.

 

ÜÇ KARDEŞLER

Geniş orman arazisi içinde su çağlayanları,dereler ve sıcak suların kaynağı olan bu bölgeye "Üç Kardeşler" denir.Bu bölgede 1000 kişiye hizmet verebilecek Mangal Restaurant vardır.

 

DEHLİZ

Tarihsel bulgulara göre son Bizans dönemine ait dehliz,1932 yılında A. Müfit Mansel tarafından ortaya çıkarılmıştır.Mansel,bu dehlizin ne olduğunu tam olarak ortaya koyamamıştır.Patrikhane belgelerinde ise bir kiliseden söz edilmektedir.Ancak yeri belirtilmemektedir.Dehliz,yamaca yaslanmış yarım daire şeklindedir.Dehlizin önünde dört adet sütun vardır.Sütun başlıkları üzerinde İmparator 2.Justinos ile karısı Sofia'nın monogramları bulunmaktadır.Bu dehlizin o devirlerde sıcak suların koruyucusu perilerin hoşnutluğunu kazanmak için yapıldığı ve hastaların mabet uykusuna yatırıldıkları yer olduğu da söylenir.Diğer bir rivayet ise Sofia'nın imparator kocası ile buraya gelip hastalığına şifa aramak için perilere adak adadığı şeklindedir.

 

AŞIKLAR YOLU

Demir çardaklı,üstü mor salkımlarla kaplı,takriben 100 metre uzunluğundaki yola , Aşıklar yolu denir.PTT'nin yanından çıkılır.

 

EXEDRA

Tarihsel bulgulara göre Kral Konstantinus tarafından yapılan en büyük kilisenin bulunduğu alandır.Kiliseden günümüze kalan sadece Diabakan dehlizidir.Dehliz,itfaiye binasının arkasındaki dağa yaslanmış durumdadır.

 

ORMANLAR

Ihlamur ağaçları,kestaneler,palmiyeler,asırlık ağaçlar,insanın gözünü,ruhunu okşar.1929 yılında ilk dikilen çamlar,şimdi Ata'mızın büstünün olduğu mevkiinin arka kısmındadır.Ormanların içinden geçen küçük ve muntazam yapılmış yollarda gezerken her adım atışınızda karşınıza doğanın değişik görüntüleri çıkar,gönlünüz neşeyle dolar ve bülbüllerin besteleri ,suların sesleri renk renk çiçek ve değişik tipte ağaçların ihtişamı, sıcak su buharları bir cennet bahçesinde olduğunuz hissini uyandırır.

 

BAHÇE VE KORULUKLAR

Baharda başlayan gül ve bülbül mevsimi,diğer sayısız çiçeklerin açmasıyla devam eder.Bütün renk tonları ardı arkasına birbirini kovalar.Termal'in meşhur çiçeği ortancalardır.Bu muhteşem güzelliğe yıllarca özenle bakan,bahçe mimarisinin büyük ustası Pandelli'dir.Onun çiçek ve doğayla bütünleşen elleri,30 sene Termal'e hizmet vermiştir.O,bu güzel çiçeklerden ne yazık ki 1974 yılında ayrılmıştır.

  

Kaynak :  Yalova Belediyesi  http://www.yalova-bld.gov.tr